Baklan İlçesi web Sayfası

Yazılar 2

Menkıbeler 2
      Halil amca (Tenekeci Halil) benimde uzaktan akrabam olur. Rahmetliye ben bazen dayı derdim de bana kızardı bana amca diyeceksin derdi. Halil amca çok mukallit bir adamdı sanki hiçbir şeyi ciddiye almaz gibi bir hali vardı. Bir gün benim dükkâna yürümüş gelmiş. Benim hanım bize birer kahve yaptı getirdi. Kahvede baya güzel olmuş, bol köpüklü idi Halil amcada kahveden bir yudum aldıktan sonra şöyle bir oh dedi. Ardından sanki kahve de bir şey varmış gibi benim rahmetli hanıma dikkatlice bakarak Gelin! kahve güzel olmuş ama sen bunun içine su katmışsın "yani su ile pişirmişsin dedi". Benim hanım hiç bozuntuya vermeden ben susuz kahve pişirmesini bilmiyorum amca dedi. Ardından gülerek başladı anlatmaya, geçenlerde bir yere misafir oldum aynısını orada da yaptım orada ki gelin valla katmadım demişti dedi, İşte Halil amca böyle birisi idi.
Halil amca bir bahar sabahı yanında bir arkadaşla birlikte kırlara gezmeye gider. Köy yerlerinde özellikle baharın kırlarda gezmek insana ayrı bir haz verir. Tam otlar yeşerir, bazı kır çiçekleri açar ayrıca herkes tarlalara ektiği ekinlerin çıkışına boyuna poşuna bakar kendince bir not verir, hem de kıştan buyana evinde ve kahvede kapandığından o gün onlar için sanki büyük bir gezinti olur.
İşte böyle bir günde arkadaşı ile Halil amca tarlada gezerken birisinin tarlasının başına varırlar ve adamın tarlasına bakarlar. Öte yandan oralarda kendileri gibi gezintiye çıkmış Dağal’lı hacı Osman adında bir arkadaş görmüşler onu yanlarına çağırmışlar. O gelirken, Halil amca yanındaki arkadaşına dur şuna bir alicengiz oyunu oynayalım, sen hiç karışma, sadece beni destekle demiş. Halil amca uzun boylu birisiydi yanındaki arkadaşı da kısa boylu imiş yanlarına çağırdıkları Dağal’lı ise orta boylu imiş. Dağal’lıya demiş ki; bak arkadaş bu tarla benim yanındaki arkadaşını göstererek bu tarlayı ben bu arkadaşa satacağım ama benim adımlarım uzun oluyor diye, ben kabul etmiyorum, arkadaş da benim adımlarım kısa olur diye, o da kabul etmiyor. sana zahmet sen orta boylusun, senin adımların normal olur, şu bizim tarlayı bir adımlayıver demişler. (bizim buralarda 50 adım x 50 adıma bir dönüm denilir). Adam memnuniyetle kabul etmiş ve adımlamaya başlamış. Biraz gittikten sonra adamı Halil amca geri çağırmış. Bak böyle tarla adımlanmaz sen adımlarını büyük atıyorsun, eğer sen adımlarını büyük atarsan benim tarlam ufak gelir ve bu arkadaşa hakkım geçer, onun için sen en iyisi kollarını hiç sallama, çünkü kollarını sallarsan adımların büyük olur demiş. Adam tamam kollarımı sallamam demiş ve yeniden tarlayı adımlamaya başlamış. Ne de olsa tarla kesekli ve gen olduğundan adam bazen kollarını dengesini sağlayabilmek için kaynaştırırmış. Bunu gören Halil amca oop! Op! Demiş ve adamı yine geri çağırmış. Bu böyle olmaz arkadaş tarla adımlanırken elini arkana atar öyle adımlarsın demiş. Adamın boynunda bir sarı yağlık varmış Halil amca o yağlığı almış dön bakayım demiş adam hiç sesini çıkartmamış, uzat bakayım ellerini arkaya dedikten sonra adamın ellerini arkasına sıkı-sıkı bağlamış. İşte şimdi ellerini sallayamazsın. Şimdi adımla demiş. Tarla bayır aşağı gidiyormuş yüksek tarafa gidince ve tepeyi aşınca bizim köye gidiliyormuş. Tarlada baya uzunca bir tarla imiş. Adam bayır aşağı tarla adımlarken onlarda tepeyi aşarak köye gelmişler. Tarlayı adımlayan arkadaş neye uğradığını anlamış ama iş işten geçmiş ve eli arkasına bağlı olarak köyüne gitmek zorunda kalmış.
Halil amcanın bir çift zarplı atı ve güzel; lingir-lingir şıngırdayanından bir at arabası vardır. Halil amca hem atlarına hem de arabasına güvenir. Ancak kafasında traktör alma planı vardır. Atlarının koşumlarını takar arabasına biner o zamanlar adı Meler olan şimdiki Konak köyüne gider yüksek sesle atlar brüss der atların başına birer torba takar ve kahveye gider kahvenin önüne oturur. Kahveye varınca hoş geldin selam kelamdan sonra oradan
Birisi: atları satalım mı?
Halil amca: hayır.
Birisi: yahu biz seni satacak diye duymuştuk
Halil amca, hayır ben atları değil atları ve arabayı birlikte satacağım
              Adamın birisinin hakikaten biraz alma niyeti vardır ama belli etmemeye çalışır. Birisi: ya atlar hulu ise ne olacak der. Halil amca atlarına güvenir her türlü denemeye varım der. Yine Konaklılardan birisi pekâlâ şöyle yapalım biz buradan yedi arkadaş senin arabaya binelim köyün İcikli tarafındaki höyüğün üzerine yedi kişi ile bizi senin atlar çıkarırsa atlar hulu değildir atlara bir pazarlığa tutuşalım derler. Derler ama işin içinde birazda gırgır vardır bunu Halil amca fark eder ama yinede kabul eder. Halil amcanın arabaya sözü geçen yedi kişi binerler Halil amca atlarına deh der köyün 700-800 metre kadar dışındaki höyüğün yanına varırlar. Halil amca atlarına hadi evlatlarım yüzümü kir çıkarmayın deh! der, bir solukta höyüğün tam tepesine çıkarlar. Halil amcaya yanında ki gidenler helal olsun hulu olsa da olmasa da her at arabası buraya çıkamaz derler. Halil amca da, inin o zaman arabadan atlar biraz soluklansın der, onlar arabadan inince herkesin yüzünde komik bir mimik vardır. Sanki enayi ile ne güzel gır gır geçiyoruz değil mi? gibicesine ama Halil amca arabadan aşağıya inmeden atlarına deh der onları orada bırakarak yoluna devam eder. Orada kalanlar Halil amcanın arkasından bağırırlar hey! nereye gidiyorsun! Biz ne olacağız? Yahu sen nereye gidiyorsun bizi de götürsene diye; Halil amcada bizim pazarlığımız benim atların sizi höyüğün tepesine çıkarması idi bir de geriye kahveye kadar götürmesi pazarlıkta yoktu der. Onları orada bırakarak yoluna devam eder. İşte bu kez komik mimik Halil amcadadır. Halil amca böyle birisi idi, bunlar ve bunlara benzer Halil amcanın yüzlerce anısı yazılabilir. Son olarak Halil amcayı yeniden rahmetle anıyorum

MENKIBELERE GERİ DÖN





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

atakoybaklan.tr.gg
ÇOK OKUNANLAR
Kaybettiklerimiz   Kanaat Önderleri
Geleneklerimiz Hüsamettin dede türbesi
Baklan Esnafları Öğretmenlarimiz