Baklan İlçesi web Sayfası

HARMAN KALDIRMA

Harman kaldırma
Yine bir gün öylesine kahvede otururken sözü geçti de 30 yaş altındaki hiç kimsenin eskiden nasıl harman kaldırıldığını bilmediğinin farkına vardım.  Bir vaktim olduğunda bunu kaleme alayım diye kendi kendime söz vermiştim.
Haziran ayının son haftalarında herkesi bir telaş sarardı. Herkes tırpanını, tırmığını ve ananatını tamire başlardı. Bükten çubuklar kesilir tırpan için mümkünse üçlü ve hafif kafesler yapılır (Kafes: Biçilen ekinin yerlere saçılmadan sol tarafta bir çiziye dökülmesini, sağlardı). Tırpanını dişer (bir örsün üzerinde tırpanın kesici ağzı tırpan çekici ile vura-vura inceltilir) kendisine ince uzun kılağı taşı temin eder. Ağaçtan yapılmış tırmıkların dişlerinde eksiklik varsa yenisini yapar. Ananatını tamir eder. Artık her şey hazırdır tarlalara gidilir önce arpalardan başlanarak tırpan biçmeye gidilirdi.(diyalekt tırpan ile ekin biçmek)çizi-çizi tarla boyunca ekin biçmeye başlanır. Biçicinin sol tarafında oluşan aynı hizada yatan ekinler ananat ile belirli büyüklüklerde yığınlar (desteler) yapılırdı. Daha sonra özel hazırlanmış uzun kanatlı kağnılarla tarlalara gelinirdi.


Yaba Dirgen Ananat
 

Daha önceden hazırlanmış olan yığınlar (desteler) ananat ile alınırkağnıya başaklı tarafları iç tarafa gelecek şekilde yüklenmeye başlanırdı. Kağnın üzerine desteci biner, ananatçı destecinin istediği yere desteyi verir. Desteci desteyi alır ve kağnının üzerine elindeki orak ile istif ederdi. Aynı zamanda destelerin alındığı yerler üçüncü bir kişi, yani genelde çocuklar tarafından tırmıklanarak destelerken sıyırgalarda kalan ve destesi alınan yerlerde ki anız tırmıklanır ve yeni desteler yapılır, kağnılara yüklenirdi. Desteler yüklenirken kağnının oku biraz kaldırılır okun altına orada bir ipe bağlı bulunan ıraat ağacını (rahat ağacı) okun altına koyarak öküzlerin boyunduruk baskısından kurtulması için kullanılırdı. Ne zaman kağnın üzerine yüklenen destelerin boyu ananat ile yetişilemeyecek kadar yükseldiğinde, yükleme biter ve sıra desteyi bağlamaya gelir. Bağlamak için ön tarafın oklarına bağlı olan iki sap urganı uçları kağnının üzerinden arka tarafa doğru atılır. Arka tarafta kağnının alt kısmında üzerinde ikişer deliği bulunan makaraya ipler makara çevrilerek sarılır. Kağnın üzerindeki destenin düşmemesi için bu makaranın iyice sıkılması gerekirdi bunun içinde makaranın üzerinde bulunan deliklere hemen orada bir iple bağlı bulunan sert ağaçtan yapılmış kazıkları sokarak sıkıca bağlardık. Artık oradan köyde bulunan harman yerine doğru yola çıkma zamanı gelmiştir. Öküzlerin okunun altındaki ırat ağacını boşa alır ve öküzlerimize hoo! Derdik
 (Hoo!: öküzlerin anladığını kabul ettiğimiz yürü komutu. Öküzler hoo! Dedikçe yürür ve Doha! Deyince dururdu 



(Gözer)

        Harman yerine geldiğimizde, destenin döküleceği yer temizlenir yani yabani otlardan ve taşlardan arındırdıktan sonra kağnının arkasını destenin döküleceği yere yanaştırır ve yine öküzlerin okundaki ırat ağacı okun altına dikilir. Bir eyef ile (eyef: öküzlerin boyunduruğunu oka bağlamak amacı ile yuvarlak bükülmüş sağlam ağaçtan yapılmış bir düzenek) Öküzlerin boyundurukları boşa alınır öküzler oradan uzaklaştırılır arkasından sap urganı ile kasılmış makara boşa alınır urgan ön tarafa atılır ve daha sonra ok havaya kaldırılarak kağnı boşaltılırdı. Bu böylece defalarca devam eder ve tarlalardaki tüm hasat harman yerine taşınır arpalar bir yere ve buğdaylar başka bir yere olmak şartı ile harman yerine getirilirdi.


 Kağnı
 
 
Harman yerine getirilen desteler bir dirgen yardımı ile kırk ilâ elli santim yüksekliğinde harman yerine yayılır daha sonra boyunduruktaki öküzler boş olarak bu yaygının üzerinde epey bir müddet gezdirilir ki saplar biraz kırılsın ve yayılan yaygı biraz çöksün diye. Daha sonra öküzlere düven takılır yine önce boş ve ardından kendimizde o düvenin üzerine binerdik. Artık cavır işkencesi denilen o işkence başlardı o yakıcı sıcağın adlında dön babam dön tam bir buçuk iki gün. Yanımızda bir boksalık ( öküzler pisleyeceği zaman altına tutulan kap)olurdu. Öküzler pisleyeceği zaman bir müddet kuyruğunu havada tutar ve daha sonra pislerdi biz de onu bildiğimizden kuyruk havaya kalkınca hemen yanımızda duran boksalığı arkalarına tutardık


Düven

 
Bir buçuk iki, gün sonra yaygının üzeri epey incelmiştir öküzler istirahata alınır ve harman yani yaygı aktarılır, ince yeri alta, alttaki yeri üste çıkarılır ve sıcakta düven ile dönme işi yeniden başlardı. Yine harmanın üzeri yine inceldikten sonra harman son olarak bir daha aktarılır ancak bu kez elimizdeki dirgen ile iri kalanlarını harmanın üzerine getirelim diye dirgeni adeta bir elekmiş gibi eleyerek dirilerini üste çıkarırdık. Son olarak yine düven sürme işlemi başlardı. Üzeri yeniden inceldikten sonra, bu kez saman ile karışık arpayı, yaba, dirgen, tırmık ve süpürge yardımı ile tınaz yapardık. Tınaz yaparken genelde o güne kadar rüzgârın hangi taraftan estiğini dikkate alınarak tınazın yanını o tafra yığardık.
 
 


Ekin Biçme  Biçilmiş desteler
 

          Rüzgâr estiğinde tınazın üzerine çıkar ve bir yaba (Yabaltının Küçüğü) ilesamanı havaya savurarak arpasını samanından ayrıştırırdık. Yaba ile savurma işi de ustalık isteyen bir iştir. Rüzgârın kuvvetine göre yukarı atma işi ayarlanır. Rüzgâr zayıf ise biraz daha yüksek, kuvvetli ise alçak savrulurdu ki kuvvetli rüzgâr olursa zahireler de samanın içine gidebilirdi. Ayrıca tam yaba boşaltılacağı an rüzgârın estiği tarafa döndürülerek havaya bırakılırdı. Savurma işlemi bittikten sonra; yine harman yerinde bir yer temizler oranın tam ortasına bir çöp, bir taş, bir fatmana taşı (Üzerinde ısırık izi olan Fatma anamızın çocukları aç kaldığında onları rızık olarak pişirilip verildiğine inanılan taş) ve bir kuru tezek parçası konur ve arpalar gözer ile elenirdi. Çünkü burada rüzgârın uçuramadığı hayvanların da yemediği sadece ekmek yakacağı olarak kullanılan, adına çelmik dediğimiz iri saman tanecikleri vardı, Eleme işlemi bitince arpalar çuvallara konulur ve evlerimizin zahire ambarlarına taşınırdı. Arpaların ve buğdayların bu şekilde işlenmesi aşağı yukarı bir ay sürerdi çoğu zaman bu zaman zarfında harman yerinde yatılırdı. 
 


Orak  Boyunduruk
 
Arpa ve buğdaylar zahire ambarına taşındıktan sonra sıra saman çekmeye gelirdi. Önce harman savururken rüzgârın geniş bir alana dağıttığı samanlar bir yere toplanırdı. Daha sonra kağnı arabasının üzerine Geri dediğimiz keçi kılından yapılmış büyükçe bir gergi gerilir gerinin ön tarafı gemi burnuna benzer kapalı, arka tarafı ise açık olurdu bu gerinin içerisine oradaki samanlar doldurulurdu. Geri dolmak üzere iken gerinin arka tarafındaki açıklık sanki ayakkabı bağlıyormuş gibi ilmekler atılarak kapatılır ve daha sonra tamamen doldurulurdu. Böylesi geriler, altı, yedi yüz kiloya kadar saman alırlardı. At arabası olanlar ise Manaj yaptırırlardı yani arabaya yine içine saman atılabilecek büyük arkası açılabilen kasalar yaptırırlardı.


 (Manaj)

 
Geri doldurulduktan sonra kağnı samanlıkların arkasında bulunan saman deliği denilen deliğin önüne dökülür ve oradan da yabaltı ile oradaki delikten içeri atılırdı. Birkaç geri dolusu saman attıktan sonra orası dolar ve içeriye saman atılamaz hale gelirdi. İşte o zaman o delikten içeri girer oradaki samanı ileri atardık buna da delik eşme deniliyordu. Bu iş çok zordu insan saman tozundan içeride neredeyse nefes alamayacak duruma geliyordu eli birde eşilen saman arpa samanı ise işte o zaman Allah yardımcın olsun her tarafın cayır-cayır yanardı. Bu saman çekme işi de birkaç gün sürer ve ortalama beş haftada harmandan kalkılmış olurdu. 
Şimdiki zaman ile kıyaslamayı sizlere bırakıyorum.
Hayrettin Aslan 05.08.2010






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

atakoybaklan.tr.gg
ÇOK OKUNANLAR
Kaybettiklerimiz   Kanaat Önderleri
Geleneklerimiz Hüsamettin dede türbesi
Baklan Esnafları Öğretmenlarimiz