Yazılar 1

Menkıbeler 1
    Önce merhum Halil dayıyı (Çetmi Halil) rahmetle anıyorum. Ben onu hayal meyal hatırlıyorum ama biz o ve onun gibilerin serüvenleri ile büyüdük. Hâlâ herhangi bir konu geçtiğinde onun hikâyeleri anlatılır. Zamanında o şöyle yapmıştı veya o daha olacaktı da görecektin, sana şimdi şunu söylerdi gibi kelimelerle anıyoruz. Duyduğum kadarı ile üç kızı ve bir oğlu varmış onları da buradan saygıyla selamlıyoruz.
Günlerden bir gün köyümüzde şimdiki İsmail çavdarın evinde bir düğün vardı. O ev eskiden Mehmet Çabuk’a (kara Memet’e)  aitmiş, tahminimce onun büyük oğlu Süleyman abinin düğünü idi. Orada bir düğün vardı. Ben küçük idim herhalde yaşım 11-12 olmalı, Düğün evinin bahçesinde herkes oyun oynuyordu. (eskiden şimdikinin aksine herkes oyun oynamak için sıraya girerlerdi) halaylar çekilir zeybekler oynanırdı. İşte böyle bir günde bende orada idim. Düğün evine girince hayatta ortalığa iki sofra atılmıştı birisinde çetmi dayı, İsmail koldemir ve yanlarında iki arkadaşları daha vardı ama onları tam hatırlamıyorum. İkinci sofrada üç asker oturuyordu bir çavuş ile iki er vardı. Arkadaki sofrada rakı içiliyordu sofraya et kızarmaları ve ciğer kızarmaları konmuştu. Bu kızartmalar bizim burnumuza da mis gibi kokuyordu ama çok geçmeden düğün sahibi rahmetli hoşmun ahmedin  oğlu, rahmetli Rafet şahin ile bana da birer ciğer kızarması dürümü vermişlerdi. Biz de iştahla dürümlerimizi atıştırırken dışarıdaki oyun oynayanlar silah atmaya başladılar. Bunu üzerine çavuş kulak kabartmaya başladı. Çetmi dayı dedi ki dayım siz onlara bakmayın onlar çocuklar mantar tabancası atıyorlar. Ama çavuş söze bakmadı. Giriş kapısında buldukların Abdurrahman (Abdurrahman Dedecengiz) ile bir arkadaşı vardı onlar da çetmi dayının ve İsmail amcanın gözüne bakıyorlardı, onlardan bir işaret aldılar ve dışarıya gittiler. Söze bakmayan çavuş ve iki asker ayağa kalkıp kapıya dineldiklerinde en azından dışarıdan arada sırada onlara doğru doğrultulan elli tane tabanca vardı arada birde havaya ateş ediyorlardı. Hemen çetmi dayı askerlerin yanına geldi gördünüz mü dayım çocuklar mantar tabancası atıyorlar haydin içeri girin afiyetle yemeğinizi yiyin dedi. Bu durumda bir şey yapamayacaklarını anlayan jandarmalar içeri girip yemek yemeye devam ettiler.
Çetmi dayı köyde içki içme konusunda bir efsane idi. Hatta normal rakının onu kesmediği veya parası az olduğu zaman o bildiğimiz mor tekel ispirtosunu veya bildiğimiz kolon yağını içermiş. Çetmi dayının babasını adı da Halil imiş ona da çetmi denirmiş onun için hala köyde büyük çetmi küçük çetmi diye anılırlar.
Yine günlerden bir gün bir düğün vardı. Her düğünde olmasa bile bazı düğünlerde atlar ile cirit oynanırdı tam kuralını bilmiyorum ama ciritte atın üzerindeyken yere dik olarak bir değnek vurulur ve bu değnek kalgıyınca yine atan tarafından havada kapılırdı kim daha çok kez veya yere düşürmeden değneği kaparsa o daha iyi cirit binmiş olurdu.
Yine içkici arkadaşlarından iki kişi sağlı sollu çetmi dayının koluna girmişler çetmi dayıyı getiriyorlardı. Çetmi dayı o kadar sarhoş idi ki kollarını tutanlar onu bıraktığında o yere düşüyordu zaten kollarından tutulduğu halde ayaklar bir birinin önüne adim atıyor yani sol ayak sağa, sağ ayak sola adım atarak se çizip geliyordu. Derken birisi onların önüne bir at getirdi. Getirenlerden birisi dedi ki yahu bu adam yürüyemiyor bile attan düşer de vebali bizi bulur arkadaşlar bunu ata bindirmeyelim dedi. Diğeri o! Sen onu tanımazsın hele bir ayakları yerden kesilsin ondan sonra gör onu dedi. Derken çetmi dayıyı iki kişi birden tuttular ata bindirdiler, çetmi dayı önce bir düşecek gibi oldu birisi onu doğrulttu ve atın dizginleri ile değneği eline verdiler. Olay Gobli ibiram dayının (İbrahim Gargatay) dükkanın hizasında şosenin üzerinde oluyordu. Şosede o zaman hem asfalt yoktu hem de günde belki 5 araba geçiyordu, şosenin üzeri bilhassa arabaların tekerlerinin yaptığı izin üstü sert ve düzgündü. Çetmi dayı ata deh deni şimdiki sağlık ocağının hizasına kadar hızlandı orada elindeki değneği yere vurdu ama maalesef kapamadı. Oradan geriye döndü atın üzerinden eğilerek yerdeki değneği aldı, benim ise o anda adam düşüyor diye canım burnuma gelmişti ama o kadar sarhoş olmasına rağmen eğilerek değneği aldı. Ökkeşin (Mustafa korkmazın) evinin hizasından yeniden çıkış aldı şimdiki Demirci bayramın evinin hizasında değneğini yine yere vurdu bu kez değneği kapmayı başardı. Ben çocuk yaşta olduğumdan adam ha şimdi düşecek ha birazdan düşecek diye tüm dikkatimi ona vermiştim, hatta o at ile koştururken ben ve benim gibi birkaç çocukta at ile birlikte koşuyorduk. O değneği kapmayı başarınca öyle bir alkış yükseldi ki tarifi mümkün değil, birkaç tane daha cirit oynayan vardı ama herkes tüm dikkatini ona vermiş ve onu alkışlamışlardı. Hemen orada bulunan iki arkadaşı geldiler onu attan indirdiler ama o yine ayakta duramıyordu. Diğerleri her ne kadar daha çok kez değnek atıp kapmış olsalar bile birçok kişinin ve benim gönlümün kazananı çetmi dayı idi.
Kendisini buradan yeniden rahmetle anıyorum.


MENKIBELERE GERİ DÖN